Mevlana'nın Bazı Eserleri
Mevlana Celaleddin Rumi arkasında pekçok eser bırakmıştır ve her birinin
edebiyat dünyasındaki klasikler arasında yeri vardır. Bunlardan üçünü kısaca
görelim.
Mesnevi
Mistisizm üzerine didaktik bir eser. Mesnevi 27500 mısradan meydana gelmiştir.
Mesneviyi tercüme eden ve 6 kitap halinde kaydeden Ankaralı Rasuhi İsmail
Dede 7ci kitabı bulmuş ve üzerinde çalışmaya başlamış olmasına rağmen yapılan
bir araştırmaya göre onun Mevlana'nın Mesnevisi ile hiç bir ilişkisi olmadığı
açıklık kazanmıştır. Dünya edebiyatındaki şaheserler arasında yeri olan Mesnevi
"Mesnevi-i Manevi", "Mesnevi-i Şerif" ve "Mesnevi-i Mevlevi" olarak
bahsi geçer.
Divan-ı Kebir
Bu eser Mevlana'nın ruba'ilerini (dörtlük) ve lirik şiirlerini bir araya
toplamıştır. Bu eser Türkiye'nin dışında Doğu Ülkelerinde "Divan-ül-Şems-il-
Hakayık" olarak bilinir. Bunun nedenide şiirlerinin pek çoğunun sonunda
Mevlana kendi ismi veya soy adı yerine Tebrizli Şems adını kullanmasıdır.
Fihi Ma Fih
Bu eser Mevlana'nın derslerde veya çeşitli topluluklarda söylediklerinin bir
araya toplanması ile oluşturulmuştur. Mevlana'nın bu konuşmalarının oğlu
Sultan Veled tarafından toplanmış olmasının ihtimali büyüktür. Konu
Başlıklarına göre ayrılmış olan bu kitapta Mevlana kendisine sorulan
sorulara kuran ve peygamberin söyledikleri doğrultusunda yanıt verir ve
o devrin ileri gelenlerine sorular yöneltirdi.
Derviş Merasimleri
Mevlana Celaleddin'in ölümünden sonra onun dünya hakkındaki görüşlerini, insan
sevgisi'ni ve felsefesini benimseyenler kısa zamanda yayılan Mevlevi tarikatını
kurdular. Mevlana'nın oğlu Veled Çelebi liderliğinde kurulan bu tarikatın
amacı sevgiyi, barışı ve kardeşlik duygusunu insanlar arsında ayırım yapmamayı
özendiricidir. Organize edilen "Sema ayinleri" (derviş ayinleri) nin amacı,
bir bakıma, Mevlana'nın felsefesini hayata geçirmekti.
Başlangıcından günümüze kadar Mevlevi inancı müzik ile iç içedir. "Ney",
"kudüm" ve "sankur" gibi hiç te küçümsenmeyecek klasik müzik aletleri gibi
müzik enstrümanları kullanılmıştır. Dervişler "sema" da bu müzik eşliğinde
dans ederler. Sema'nın esas temeli insanların Allah'tan geldiği ve tekrar
ona döneceği fikrine konsantre olur. Semada bulunan dervişler Allah'tan
aldıkları sağ ellerini cennete, sol ellerini de toprağa doğru yönlendirerek
bu fikri ifade ederler. Sema artan müzik temposu ile hızlandıkça dervişlerin
süratleri de artar ve yelpaze gibi semazenlerin eteklerinin açılması ile
insanlığa bolluğun dağıtıldığını sembolize eder. Sema esnasında semazenler
gözleri kapalı, başları hafifçe bir tarafa yatmış olarak kendilerinden
geçerler. "Şeb-i Arus" törenleri ve sema gösterileri kendi başlarına birer
artistik eser olup, tüm dünya insanlarının Konya'ya akın etmelerine neden olurlar.
Özellikle turistlerin büyük ilgi gösterdikleri bu törenler insanlar arasında kardeşlik,
sevgi ve dostluğu içeren bir atmosfer sağlar. Sema ayininden önce dervişler
ayin yapacakları yerin ortasına geleneksel giysileri ile gelirler. Semaya
başlamaları için "pir" veya "şeyh" denen tarikat liderlerinden birinin
elini alması gerekir. Kolları gögüslerinin üzerinde kavuşmuş olarak dervişler
"pir"lerinin önüne gelirler ve elini alırlar. "Pir" sema gösterisi için
izin verdiğini dervişin ensesini öper ve izni alan derviş ayaklarının ritmik
hareketleri ile semaya başlarlar. İlk önce kollarını iki yana açarlar. Sağ
elin avuç içi cennete doğru sol elin avuç içi de toprağa doğru çevrilir. Bu
şekilde dönüş başlar ve çok geçmeden hareketler hızlanır. Kısa bir zaman sonra derviş
huşu haline geçer, kendini aşar ve aklı durduran bir dönüş tarzında kalır.
. Dönen Dervişler
. Belh'ten Konya'ya
. Tirmizli Adamdan Tebrizli Şems'e
. Yolların Yeniden Ayrılması
. Mevlana'nın Ölümü
. Mevlana'nın Bazı Eserleri