Dünyada bilinen en eski metal altındır. M.Ö.5000 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır. Altın üzerine söylenecek çok şeyler vardır. Onun değerini ancak kendi değeri ile kıyaslamak mümkündür. Birçok dillerde olduğu gibi Türkçede altın sadece maddi anlamında değil mecaz (benzer) anlamda, güzelliği, iyiliği, varlığı simgelemektedir. Türkçe'de ençok kullanılan cümle de: Altın gibi kalbi vardır. Altın paradan başlayarak takı, kumaş süslemesi (sim), fresk, çinicilik gibi hayatın içine girmiştir. Antalya son beş yılda mücevhercilikte İstanbul'dan sonra Türkiye'de merkez durumuna gelmiştir. 4 büyük ölçekli mücevher fabrikası ve binin üzerinde kuyumcu dükkanıyla günden güne kalite ve model zenginliğinde gelişerek dikkatleri üzerine çekmektedir.
El işçiliğinin ucuz olması nedeniyle diğer pazarlarla rekabet içindedir.
ALTIN
Türkiye'de altın ençok 24/18/14 kırat olarak kullanılmaktadır. Üretilen tüm altın mamuller kıratlarını gösterir damgayı bulundururlar. Altın çeşitleri, altının başka metallerle alışımlanarak sertlik derecesini arttırmaktadır. Bakır-altın; kırmızı altını; gümüş-altın; sarı altını, platin-altın; beyaz altını meydana getirir. Bu altın çeşitlerinden kombine yapılan bileşik ve kolyeler son senelerde tutulan mücevher çeşitleri olmuştur. Diğer ülkelerde görülmeyen en önemli altın işçiliği "Trabzon işi" bilezik ve kolyelerdir. Altının kumaş gibi işlendiği bu kuyumculuk şaheseri Türkiye'de Karadeniz kıyılarında özellikle Trabzon'da (ismini de oradan alır) ilk yapımına başlanmıştır. Altın taşsız olarak Türkler tarafından daha çok sevilmektedir.
GÜMÜŞ
Türkiye'de gümüş işçiliği Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde altının takıda alternatifi olarak kullanılmıştır. Özellikle Türkmen (nomad) kültüründe gümüşün yeri çok önemlidir. Nomadların, gelinlerin ve genç kızların başlarına taktıkları gümüş para alınlıklar, gümüş yüzükler, akik taşlı gümüş kolyeler değişik bir mücevher ekolüdür. Gümüş takılar ayrı dükkanlarda da satılmaktadır.